Kanal Tedavisi (Endodontik Tedaviler)

Kör kanal tedavisi ile doğal dişi kurtarmanın birçok avantajı vardır.

Kanal tedavisi, pulpanın (diş siniri) geri dönülmez şekilde hasar görüp canlılığını yitirmesi sonucu diş sağlığının korunması için gerekli olan tedavidir. Kanal Tedavisi Nasıl Yapılır? Bu işlemde dişin pulpası (sinirleri) çıkartılır ve temizlenir. Bu aşamadan sonra köklerin içi kanal içi dolgu materyalleri ile doldurulur. Bu işlem anestezi uygulanarak yapıldığı için hasta herhangi bir ağrı hissetmez.

Endodonti ‘nin Başlıca Avantajları

  • Verimli çiğneme
  • Normal ısırma gücü
  • Dişlerin doğal görünümü korunur
  • Dişin canlılığı sonlanmış olsa bile estetik, fonetik (konuşma) ve çiğneme fonksiyonlarını yerine getirebilir.

Neden Dentetik ?

Dentetik‘te endodontik tedaviler en son teknoloji cihazlar ile yapılmaktadır. Son teknoloji ürünü ve konforlu bir tedavi sunmak için tekniklerimizi sürekli olarak güncellemek, bilinen ve modern yaklaşımların en iyisini birleştirmek için bilinçli bir çaba harcıyoruz.

“Apex Locator”, kanal boylarını güvenle ve rahatlıkla belirlememizi sağlar, böylece kanalları tüm enfeksiyonlardan tamamen temizleyebiliriz. Otomatik döner aletler ve el Aletleri kanalların şekillendirilmesi ve temizlenmesi için kullanılmaktadır. Nikel Titanyum döner alet eğeleriyle komplikasyon riski en aza indirilmektedir. Bunlar, bugün dünya pazarında bulunan türlerinin en iyisidir. Endodontik başarıyı en çok etkileyen durum, röntgenler ile görüntülemenin kaliteli ve doğru olmasıdır. Kliniğimizde RVG, Fosfor Plak ve Panaromik Röntgen görüntüleme cihazlarıyla bu alanda etkili bir inceleme yapabilmekteyiz.

Endodonti terimi; Yunanca “Endo” (içinde) ve “odont” (diş) kelimelerinden türemiştir. Bu tanımlamadan da anlaşılacağı üzere, endodonti dişlerin iç kısımlarıyla ilgili problemlere müdahele eden ve çözümleyen bilim dalıdır. Daha kesin bir deyişle, endodonti diş pulpası (damar-sinir paketini barındıran canlı doku) ve dişi çevreleyen dokularla ilgili hastalıkların teşhisi ve tedavisi ile ilgilenen diş hekimliği branşıdır.

Diş hekimliğinin temel amacı dişlerin ağızda tutularak hastanın çiğneme fonksiyonunun devamlılığını sürdürmektir. Dişlerin ağız içinde görülen kısımları kuron, çene kemiği içinde kalan kısımları ise kök olarak adlandırılır. Dişlerin kuron kısımları dişeti ile çevrelenmiştir. Dişler sert ve yumuşak dokulardan oluşurlar. Dişin kuron kısmındaki sert dokular, dış yüzeydeki mine ve onun altında yer alan dentin dokusudur. Kök kısmı ise, dışta sement ve altında yine dentin dokusu ile örtülüdür. Mine, sement ve dentinden oluşan bu sert doku kompleksi; içinde damar ve sinirleri bulunduran bağ dokusundan oluşan bir boşluğu çevreler. Bu boşluğa pulpa boşluğu, içinde yer alan bağ dokusuna pulpa adı verilir. Pulpa, dişin gelişiminden, beslenmesinden ve savunmasından sorumlu, dişe canlılık veren dokudur.
Pulpa, çeşitli nedenlerle iltihaplanabilir veya mikroorganizmaların yerleşmesiyle enfekte olabilir. Bu durumda, pulpa dokusunun çıkartılarak kanal boşluğunun temizlenmesi, şekillendirilmesi ve doku dostu kanal dolgu maddeleri ile doldurulması gerekir. Bu işlemler bütünü, kanal tedavisi olarak tanımlanır.

“Bakteriler pulpa hastalıklarında temel etkendir”. Her insanın ağzının içerisinde bakteri mevcuttur ve bunlar normal şartlarda herhangi bir zarar vermezler. Fakat bazıları şeker içeren yiyecek ya da içecekleri metabolize ederek asit çıkarırlar. Bu asitler de, mine ve dentine zarar verir. Bu şekilde oluşan çürükler tedavi edilmeden bırakıldığında, bakteriler dentinin altındaki pulpa dokusuna kadar ilerleyerek, iltihaplanmasına neden olurlar.
Pulpaya zarar veren diğer bir etken, dişin travmaya maruz kalmasıdır. Dişe gelen şiddetli bir darbe sonucu kan dolaşımı kesilebilir ve böylece pulpa dokusu zamanla canlılığını kaybeder. Yine dişe gelen kronik travmalar da (yüksek yapılmış restorasyonlar, diş sıkmaya/gıcırdatmaya bağlı travmalar) pulpanın iltihaplanmasına veya canlılığını kaybetmesine neden olabilir.
Pulpayı tehdit eden bir diğer faktör de, dişin çevresinde uzun süredir tedavi edilmemiş periodontal (dişeti ve çevresi) hastalığın bulunmasıdır. Bakteriler dişeti cebi yoluyla kök yüzeyine açılan minik yan kanallardan dişin pulpasına zarar verebilir.


-Derin çürükler, daha önceden yapılmış olan dolgular veya kuron protezleri (kaplamalar) altında tekrar eden çürükler,
-Dişlere dolgu veya kuron yapılması sonrasında hastanın şikayetlerinin geçmemesi,
-Darbe sonucunda dişlerde oluşan kuron/kök kırıkları,
-Hastanın çiğneme alışkanlıkları veya diş gıcırdatma gibi fonksiyon dışı hareketler sonucunda diş pulpalarının hasar görmesi,
-İlerlemiş dişeti hastalıkları veya dişeti operasyonları sonrasında pulpa hasarı,
-Pulpanın canlılığını kaybettiğinin belirlenmesi.
-Çapraşık dişlerin protetik restorasyonunda, kanal tedavisi yapılması gerekebilir.
-20 yaş dişi çekimi veya çene kemiği içindeki büyük kistlerin çıkartılması sırasında da, komşu dişlere kanal tedavisi yapılması gerekebilir.


Dişte kendiliğinden görülen ağrı,
Geceleri artan ve ağrı kesicilerle bile geçmeyen ağrı,
Soğuk, sıcak veya dişe temas gibi bir dış etkenle tetiklenen ağrının uzun süre devam etmesi,
Dişin etrafında, dişetinde ve/veya ilgili lenf bezlerinde görülen şişlik,
Dişin enfekte olması sonucu oluşan fistül veya dişte renkleşme.
Bununla birlikte, canlılığını kaybeden dişler herhangi bir şikayete neden olmayabilir. Bu durum, kanal tedavisi ihtiyacının olmaması olarak algılanmamalıdır.


-Kanal tedavisi ortalama 1 saat süren bir işlemdir. Bu süreçteki aşamalar sırasıyla;
-Dişin ve çevre dokuların bölgesel anestezi ile uyuşturulması,
-Dişin çevre dokulardan izole edilmesi,
-Kök kanallarına giriş için endodontik kavitenin hazırlanması,
-Kök kanalında çalışma uzunluğunun saptanması,
-Kök kanalı boşluğunun yeniden şekillendirilmesi,
-Kök kanalı boşluğunun temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi,
-Kök kanallarının sızdırmaz bir şekilde doldurulması.
-Bu işlemde dişten en az 2 adet radyografi alınır. Bazı vakalarda bu sayı artabilir. Dişin canlılığını yitirdiği durumlarda, kanal tedavisi yapılırken dişin şekillendirilip temizlenmesini takiben kök kanallarına antiseptik bir madde uygulanması gerekir.


Kanal tedavisi ağrıya neden olmaz; aksine ağrının giderilmesi için uygulanır. Kanal tedavisi yapılacak diş ve çevre dokular lokal anestezi ile uyuşturulur. Tedavi sırasında hasta ağrı hissetmez. Bununla birlikte bazı vakalarda hasta az da olsa rahatsızlık duyabilir. Bu problem yardımcı anesteziler yapılarak kolaylıkla aşılır.


Hastanın genel bir sağlık probleminin olmadığı durumlarda, kanal tedavisi yapılmadan önce hastanın antibiyotik kullanmasına gerek yoktur. Ancak hastanın bilinen bir kalp rahatsızlığı, şeker hastalığı veya immunosüpresif ilaç kullanımının olduğu durumlarda, tedavi öncesinde antibiyotik kullanılması gerekebilir.


Pulpası canlı bir dişte yapılan kanal tedavisinin tek seansta bitirilmesi esastır. Ancak dişin canlılığını yitirdiği, kök ucunda enfeksiyonun olduğu ve kanal tedavisinin tekrar edildiği durumlarda; seans sayısı iki veya daha fazla olabilmektedir.


Kanal tedavisi yapılan bir dişin pulpası çıkartılmış olduğundan; soğuk-sıcak gibi dış uyaranlara karşı dişte ağrı oluşması söz konusu değildir. Eğer tedavi öncesinde ilgili dişte ağrı veya iltihap varsa tedaviyi takip eden ilk birkaç günde özellikle çiğneme gibi dişin üzerine baskı gelen durumlarda hafif ağrı hissedilmesi normaldir.


Kanal tedavisi dişte görülen probleme göre, sıklıkla 1-2 seansta tamamlanır. Tedavi sonrası hastanın ilk 2-3 gün dişinde rahatsızlık hissetmesi olağandır. Hasta diş hekimin tavsiyeleri ışığında ağrı kesici kullanabilir. Bazı vakalarda tedaviye destek olarak hastanın antibiyotik kullanması gerekebilir. Hasta tedavi sonrası normal hayatına dönebilir, bununla birlikte dişteki ve bölgedeki uyuşukluk geçmeden herhangi bir yiyecek yememelidir. Buna ek olarak, dişin üst restorasyonu tamamlanmadan sert besinleri çiğnemekten kaçınmalıdır. Hasta, herhangi bir sıkıntı olduğunda verilen telefon numaralarından diş hekimine 7/24 ulaşabilir.


Kanal tedavisi sonrasında, dişin kuron kısmının kalıcı olarak restore edilmesi gerekir. Dişteki sert doku kaybının tamiri ve dişin tekrar restore edilmesi kanal tedavisinin başarısında anahtar rol oynar. Başarılı bir kanal tedavisi sonrasında, uygun tekniklerle restore edilmiş bir diş hastaya uzun yıllar hatta ömür boyu hizmet edebilir. Bununla birlikte hastanın ağız bakımının yeterli olması gerekliliği unutulmamalıdır.


Hiçbir protez doğal dişin yerini tam olarak tutmaz. İltihaplı bir dişin çekilip yerine implant veya köprü protezi yapılması yerine o dişin kanal tedavisi yapılarak uygun şekilde restore edilmesi çok daha az maliyetlidir.
Dişin canlılığını sağlayan pulpa dokusunun çıkartılmasına ve madde kaybının fazla olmasına bağlı olarak; tedavi edilen diş kırılmaya karşı daha hassas hale gelir. Üst restorasyon için dişe dolgu veya kuron yapılması kararı verilirken; bu duruma dikkat edilmelidir.
Kanal tedavisi uygulanmış dişler; uzun yıllar ağızda kalarak, çiğneme fonksiyonunun devamlılığına ve estetiksel anlamda güzel bir görünümün elde edilmesine olanak sağlamaktadır. İyi bir kanal tedavisi yapılan diş, doğru ağız-diş bakımı ile bir ömür boyu kullanılabilir. Tedavi edilen dişte tekrar çürük oluşması riskine karşı düzenli olarak ağız-diş bakımı yapılarak, hekim muayenesi ihmal edilmemelidir.


İyi yapılmış kanal tedavilerinde başarı oranı %90-95 civarındadır. Ancak hastanın ağız hijyenine bağlı olarak dişte yeni bir çürüğün oluşması veya dişin dolgusunda kırığın oluşması gibi nedenlerle, kök kanallarının içerisine yeniden bakteri sızıntısının olduğu durumlarda; kök kanallarının tekrar enfekte olması söz konusu olabilir.


-Kanal tedavisi sırasında, çok ender olmakla birlikte;
-Kök kanallarında alet kırılması
-Kanal dolgusunun kök dışına taşması
-Kanal yıkama solüsyonlarının kök dışına taşması
-Dişin kırılması
-Kök kanalında perforasyon oluşması (dişin delinmesi)
gibi komplikasyonlarla karşılaşılabilmektedir.

Randevu ve Bilgi Almak İçin